Ağva’da Hafta Sonu

Yaz aylarını atlattık. Havalar da çok soğumadan, şöyle sessiz sakin bir hafta sonu geçirmek, gürültüden uzaklaşmak istiyorsanız Ağva gerçekten huzur dolu bir yer.

Ağva’ya gidince muhakkak şu yemeği tatmalısınız ya da buranın osu, busu çok meşhurmuş gibi cümleler kurmayacağım. Çünkü öyle çok meşhur bir şey yok. (Yerli halka da sordum bir cevap alamadım). İllaki meşhur bir şey duymak istiyorsanız “Sessizlik, sakinlik ve en önemlisi huzur” diyebilirim. Hatta bu yazıma ilaveten “Ağva’da Nerede Ne Yenir” başlıklı bir yazı bile yazmayı düşünmüyorum. Onu da bu konu altında paylaşacağım. Bir nevi günlük gibi bir yazı olacak.

Uzun olacak gibi duruyor. Hadi başlayalım. Buyurun efendim…

Hafta içi arkadaşım ile verdiğimiz anlık karar doğrultusunda hafta sonunu Ağva’da geçirmeye karar verdik. Öyle bir plan program yapmadan, kalacağımız yere bile giderken ya da orada hallederiz diyerek kararlaştırdık. Bu arada biz bu planı Kasım ayı içinde yaptık. Sakın yaz aylarında da bizim yaptığımız gibi “ne de olsa yer buluruz” diyerek yola çıkmayın. Yerli halktan aldığım bilgiye göre 2018 yılı yaz ayında jandarma girişi kapatmış, araç çıkışına göre içeri araç girmesine izin veriliyormuş.

Cumartesi günü İstanbul‘dan öğlen sıralarında yola çıktık Şile üzerinden Ağva tabelasını takip ederek (eski yola girmişiz) virajlı, gidiş geliş yolda debelene debelene Ağva’ya ulaştık. Meğer yeni yol yapılmış, Şile – Ağva arası 20 küsür kilometre iken bizim tabela ile gittiğimiz virajlı yol 40 küsür kilometreymiş. Dönüşte navigasyon kullandık yeni yolu da öyle keşfettik. Tabi biz “İstanbul çocuğuyuz Şileden sonra Ağva geliyor işte ne gerek var navigasyona” şeklinde atar gider yapınca, sonucu fazladan 20 kilometre oldu 🙂 . En iyisi siz giderken de, dönerken de navigasyonu takip edin. Tabelalar iyidir hoştur ama navigasyon candır ciğerdir, bir kez daha anladım. 🙂

Öğleden sonra ulaştık Ağva’ya. Kalacak yer önemli tabi. İlk işimiz şöyle güzel deniz manzaralı bir yer bulmak oldu. Yakuplu Caddesi üzerinde Sunset Hotel‘i görünce durduk.

+ Deniz manzaralı odanız var mı ? – Var + Ne kadar ? – Gecelik 250 TL + Görebilir miyiz ? – Tabi ki

Sonuç ? Gördük beğendik, odayı tuttuk 🙂

Biz deniz manzarası istedik, siz Ağva’nın iki yanında akan nehirler üzerinde, nehir manzaralı yerlerden de yer seçip konaklayabilirsiniz. Deniz ya da nehire gerek yok oda olsun yeter diyorsanız daha iç kısımlarda da hoteller mevcut. Kısacası yer kaygınız olmasın, %90 istediğiniz gibi bir yer bulursunuz.

Çantaları odamıza çıkardık. Ufak bir dinlenmenin ardından karnımızı doyurmak istedik. Kaldığımız hotel de yemek vardı ama biz dışarıda yiyelim dedik. Hem yanımda ki arkadaşım daha önce Ağva’ya gelmiş olması ve gel sana kebap yedireyim demesi ile kebap lafını duyunca benim gözler başka birşeyi görmedi. Çıktık yola.

Yaşasın Yemek Yemek ;

Yine Yakuplu Caddesi üzerinde, tam Ağva fenerine çıkan yolun karşısında “Gaziantep Kebap Lahmacun Pide Salonu – Oruç Usta” ya gittik.

İlk başta şunu söyleyeceğim, garsonlar çok cana yakın, ilgi alaka güzel. Hoş sohbet insanlar açıkcası. Esnafın da böyle olması insanın içini ısındırıyor bu yalan değil. 🙂 Masalar üzerinde daha önce burada yemek yemiş insanların kendileri, Ağva ve Oruç Usta’ya yazdıkları notlar yer alıyor. Bir taraftan yemeği beklerken bir taraftan da bunları okumak çok eğlenceliydi açıkcası.

Arkadaşım Urfa dürüm, ben de Adana dürüm söyledik. Ortaya salata ikram olarak geliyor. İki kişi için ideal. Nar ekşili bol yeşillikli. Şimdi açıkça söylemem gerekirse yediğim en iyi Adana değildi ama en kötü Adana da değildi. (Adana’ya gidip Adana kebabı orada yeyince en iyisinin olması tabi ki imkansıza yakın oluyor 🙂 ) Orta karar diyelim.

Karnımızı doyurduk, karşımızda Ağva Feneri duruyor, hadi dedik yürüyelim. Ağva Fenerine gittik tabi karanlık. Biraz denize baktık, Karadeniz akşam olunca iyice coşuyor. Olmadı biz Aşıklar yolu denen yere gidelim.

Yok be abi ne korkması ?

Limandan çıkınca sola döndüğünüzde aşıklar yolu denen yere çıkıyormuş. Google maps’e baktık yakın gözüküyor, “bu tarafa doğru nereden yürürseniz oraya çıkarsınız” da dediler “hadi yürüyelim” dedik. Limanın yanındaki nehri takip ederek yürümeye başladık. Ara sokak bitti karanlık bir yere geldik.

Gidelim mi ? gitmeyelim mi ? Sabah mı gelsek ? Sabah daha güzel olur. Tamam sabah gelelim 😀

Diğer tarafta akan nehrin üzerinde bulunan hotellerin nehir manzaralı mekanları varmış. Oraya yürüyelim bir şeyler içeriz dedik. Başladık yürümeye. 1 kilometre kadar yürüdük. Beğendiğimiz bir Hotelin cafe kısmına oturduk, yanımızda nehir önümüzde orta Türk kahveleri. Misss gibi.

Kahveler bitti muhabbet edildi, hadi Hotelimize yürüyelim. Hotel’e varış, Hotel önünde oturuldu, birer çay içildi… Odaya çıkıldı biraz dinlenildi. Eee o kadar yürüdük bizim yine karnımız acıktı.

+ Saat 00:30 civarı açık yer bulabilir miyiz ? – Denemekte fayda var. + Nereye ? – Oruç Ustaya bir bakalım. + Tamam

Oruç Usta hafta sonları saat 1’e – 2’ye kadar açıkmış. Sevindik tabi, hemen girdik içeri, iki tane ezogelin çorba, sonrasında da iki lahmacun. Salata ? salata tabi ki ikram 🙂

Şimdi şunu söyleyebilirim ki, Oruç Usta’ya geldiyseniz Ezogelin çorbasını ve lahmacunu muhakkak yemelisiniz. Ben beğendim. İlerleyen saatlerde rahatsız edecek bir durumda olmadı. Tavsiye ederim.

Yemekler bitti, gün güzeldi. Hotele dönüş ve yatış…

Pazar günü uyanınca kahvaltı için hadi çıkalım şurada yiyelim burada yiyelim gibi bir arayışa girmedik. Kaldığımız hotel’i aile işlettiği için ve kendileri ne yiyorsa kahvaltıda da müşterilerine aynı ürünleri verdiklerinden kahvaltıyı hotelde yapmak istedik.

Saat 11 civarında hotelden ayrılıp bu kez araba ile önce Ağva Fenerine gittik. Sabah olunca daha güzel bir manzara oluyor tabiki 🙂

Limandan çıkıp tekrar aşıklar yoluna doğru yola çıktığımızda bu sefer gündüz olması ve araba ile olmanın verdiği rahatlık sonucu istenilen yere ulaşıldı 🙂

Aşıklar yolu sağ tarafınızdan araç yolundan yüksekte kaldığınız, sol tarafında akan nehrin güzelliği ile yürüyebileceğiniz bir yol. Neden aşıklar yolu denmiş tam olarak bilemedim ama keyifli bir yürüyüş alanı. Yine nehir kenarında bulunan hotellere ait yerlerde, ister kahvaltınızı yapabilirsiniz isterseniz de çayınızı kahvenizi içebilirsiniz.

Aşıklar yolunda yürüdük, çayımızı kahvemizi güzel manzara eşliğinde içtik. Şansımıza hava da güzeldi. Ama Pazartesi iş var İstanbul’a dönme vakti geldi malesef…

Son olarak diyeceğim şudur ki. Özellikle İstanbul‘un kalabalığından daralıp, bahar aylarında sessiz sakin bir yerde hafta sonu geçirmek istiyorsanız Ağva’yı gidilecekler listenize eklemeyi unutmayın.

Yaz ayının yeri ayrıdır tabi ama ben yaz aylarında gezmediğim ve görmediğim için o konuda yorumu gezen okuyuculara bırakmak isterim. 🙂

Huzurla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir