Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa Camii

Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa Camii Beyoğlu ilçesinin Tophane semtinde bulunan ve önünden defalarca geçmesine rağmen belkide bir çok insanın adını dahi maalesef bilmediği içinde Tophane’de Görülecek Yerler yazımızda da bahsettiğimiz gibi cami, türbe, sebil, medrese ve hamamdan meydana gelen külliyenin içinde yer almaktadır.

Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa,  Sultan 3.Murad’a giderek İstanbul’da bir cami yaptırmak istediğini söyler. Sultan 3.Murad der ki; “Sen Kaptan-ı Deryasın (Osmanlı İmparatorluğu’nda donanma komutanlarına verilen ad) git deniz üzerinde bir cami yaptır. Sana karada bir cami yaptırmak yakışmaz” buyurur.

Bunun üzerine Kılıç Ali Paşa, Mimar Sinan’a giderek Sultan 3.Muradın söylediği cümleyi söyler. Mimar Sinan bu laf üzerine, İstanbul boğazında denize nazır bir koyu taşlar ile doldurarak bir cami inşa edeceğini söyler ve öylede olur.

Kılıç Ali Paşa Caminin deniz üzerine yapılan ilk cami olduğu söylenmektedir.

1580 yılında Mimar Sinan’ın son büyük eserlerinden biri olan Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa Camii, daha önce restorasyonunu yaptığı Ayasofya camisinin daha ufak ama hatalarından arınmış ve geliştirilmiş bir taklididir. Aslında taklit demek yanlış olur. Çünkü büyük üstat Mimar Sinan”Eğer 1500 sene önce Ayasofya’yı ben yapsaydım böyle yapardım ve bu kubbe hiçbir zaman çökmezdi” demiş ve aslında Ayasofya’yı yapan mimarlara bir tür meydan okumuştur. Zaten böyle bir camiyi denizin üzerine yapmış olması, Mimar Sinan’ın gerçekten ne kadar usta bir mimar olduğunun da kesin bir kanıtıdır.

Ana kapıdan caminin avlusuna girildiğinde sağ tarafta bulunan duvar üzerinde ve orta kısımda şadırvan bulunmaktadır. Caminin ilk yapıldığında ki avlusu bu kadar küçük olmayıp, yolun diğer tarafına kadar uzanmaktaymış. Ancak 1956 yıllında yapılan  yol çalışmaları sebebi ile avlu küçültülerek şimdiki şeklini almış.

Caminin son cemaat bölümü 5 kubbe ile örtülü bir yapıya sahip.

Bir ana kubbe ve iki yarım kubbe olarak inşa edilen caminin hat yazıları, Hattat Demircikulu Yusuf Efendi tarafından yazılmıştır ve İznik çinileri ile süslenmiştir.

Rivayetlere Göre ;

  • Yaşlı bir adam Kılıç Ali Paşanın yanına gelerek, “Caminin açılışını ben yapacağım” der. Bu durum tuhaf karşılansa da, Kılıç Ali Paşa “Bir şartla bu isteğini kabul ederim. Bu camide tüm namazları sen kıldıracaksın”  demesi üzerine yaşlı adam “Her vakit değil ama günde bir vakit mutlaka burada olacağım” diye cevap verir. Bu yaşlı adamın Hz. Hızır olduğu söylenir. Hz. Hızır ile namaz kılmak isteyen halk günümüzde de bir tam gün boyunca tüm namazları bu camide kılar.
  • Ünlü Don Kişot kitabının yazarı İspanyol Cervantes’in askerlik yaptığı haçlı donanması ile İnebahtı Harbinden İspanya’ya dönerken, Kılıç Ali Paşa tarafından donanmasının kuşatılması ile Osmanlı’ya esir düştüğü ve bir kaç sene İstanbulda kaldığı söylenmektedir. Cervantes esir olduğu o yıllarda caminin yapımında amele olarak çalıştığı söylenmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir